Dr. Volkan Tunalı'nın Kişisel Blogu

Bilgisayar, Teknoloji, Bilim, Sanat

Archive for the ‘yazılım’ tag

Bilgisayar Bölümlerinde Hangi Programlama Dili?

one comment

Bilgisayar ve Yazılım Mühendisliği bölümlerinde öğretim programı hazırlayan bazı hocalarım ve akademisyen arkadaşlarımla birinci sınıftan itibaren öğrencilere hangi programlama dilinin öğretilmesinin uygun olacağı konusunda çeşitli zamanlarda görüş alışverişlerimiz oldu. Programı hazırlarken ve dil seçimini yaparken genellikle aşağıdakiler gibi bir takım kriterler üzerinde durduklarını gördüm:

  • Bu bölümden mezun olan kişi piyasada yaygın olarak kullanılan bir programlama dilini doğrudan uygulamaya yönelik olarak iyi derecede biliyor olsun, piyasaya çıktığında bu dili kullanarak gerçek hayat uygulamaları geliştirebilecek düzeyde olsun
  • Bu dil mutlaka tam anlamıyla Object Oriented bir dil olsun, öğrenciler OOD (Object Oriented Design) ve OOP (Object Oriented Programlama) kavramlarına tam anlamıyla hakim olsunlar
  • Web uygulamaları geliştirilmesi konusunda da dilin desteği ve kolaylıkları olsun

Bu kriterler göz önüne alındığında ve bölümlerin Bilgisayar Bilimleri’nden ziyade Yazılım Mühendisliği ağırlıklı olmasının istenmesi de hesaba katıldığında genellikle en iyi tercihin MS.Net tabanlı C türevi bir dil olan C# (C Sharp) olduğunu düşünüyoruz. Her ne kadar Microsoft çatısı altında geliştirilen ticari bir ürün olsa da C#, C’ye ve Java’ya benzerliklerinin yanı sıra son derece olgunlaşmış, gelişmiş ve güçlü bir genel amaçlı programlama dili durumunda. Aslında Java da bu kriterlere uygun bir dil gibi görünüyor ancak C#’ın Türkiye’deki artan popülerliğini ve yaygınlığını da dikkate aldığımızda Java ikinci planda kalıyor.

Açıkçası ben kendi adıma, bitirdiğim Bilgisayar Mühendisliği bölümünün öğretim programını düşündüğümde Bilgisayar Bilimleri alanındaki konulara verilen ağırlığın çok yerinde ve dengeli olduğunu düşünüyorum ve Pascal ile başlayıp C ile devam eden programlama derslerinin iyi ve sağlam bir temel oluşturduğuna inanıyorum. Bence Bilgisayar Bilimleri’nin ağırlığının yüksek olduğu bölümlerde Pascal ve C gibi bir dilin mutlaka ders programında yer alması gerekir. İlk öğretilen programlama dili olarak Java veya C# gibi nispeten daha yüksek seviyeli bir dil olsa bile devamında Veri Yapıları ve Algoritmalar derslerinin uygulamaları için Pascal ya da C gibi prosedürel bir dilin kullanılması yararlı olur. Sonrasında zaten ihtiyaca ve bireysel tercihlere göre yeni dillerin öğrenilmesi ve bu dillerde uzmanlaşılması çok büyük bir sorun olmayacaktır. Elbette ki öğretim programı içerisinde hangi dil kullanılırsa kullanılsın OOD ve OOP ağırlıklı en az bir dersin bulunması gerekir. Bunun yanı sıra bir süre öncesine kadar sadece akademik olduğu düşünülen ancak artık yazılım sektöründe oldukça ciddi bir yer edinmeye başlayan fonksiyonel dillerden birine de (mesela bir Lisp türevi olan Scheme) öğretim programında yer verilmesi çok yerinde olacaktır.

Yurtdışında da akademik dünyada uzun süredir bu konuda çok çeşitli, benzer görüşler ve tartışmalar var. Hatta ilk yıl programlama ile ilgili bir ders konulmasının Bilgisayar Bilimleri bölümünü zorlaştırdığını, programlama dersinin ileriki yıllarda görülmesi gerektiğini savunan görüşlere bile rastlamak mümkün.

Konuyu daha fazla dağıtmadan bitireyim. Uzun lafın kısası, Bilgisayar bölümlerinde hangi programlama diliyle başlanmalı, nasıl devam edilmeli, bir dil ile temelleri öğretip sonra başka bir dile mi geçilmeli, yoksa başından sonuna kadar bir dil üzerinde uzmanlaşılacak bir program mı hazırlanmalı? Emirsel/komutsal (Imperative) bir dil yerine günümüzde epeyce popüler hale gelen fonksiyonel dillerden biriyle mi başlanmalı? Bu konudaki düşünceleri duymak isterim, lütfen yorumlarınızla katılın.

Written by vtunali

Nisan 12th, 2010 at 9:17 pm

Yedek Hayat Kurtarır!

leave a comment

Hiç kimse veri ya da program kodu kaybetmeyi istemez. Ama istenmeyen şeyler her an başımıza gelebilir. Veri ve kodlarımızı emanet ettiğimiz cihazlar her an bozulabilir. Belgelerimizin/kodlarımızın bulunduğu dizüstü bilgisayarımız çalınabilir. Kritik bir dosyanın yanlışlıkla silindiğini farkettiğimizde kurtarmak için çok geç kalmış olabiliriz. Dosyalarımızın birkaç gün önceki haline bakmamız gerekebilir. Bütün bunlar ve benzeri durumlar az da olsa olasılık dahilindedir. Gerçekleştiklerinde zaman ve emek gibi maddi kayıpların yanı sıra prestij kaybına da neden olabilirler. Bu nedenle bu tür durumlara hazırlıklı olmak gerekir.

Hazırlıklı olmak iyi bir yedekleme planıyla mümkün olabilir. İyi bir yedekleme planı en son teknolojik cihaz ve yazılımlarla yapılan değil, pratik bir şekilde sürekli uygulanabilen, geri dönüşü kolay, güvenilir olan plandır. Önemli olan planın nasıl işlediği değil ihtiyaç duyulduğu an işe yarayacak olmasıdır. Bir günden daha geriye dönülmesi kabul edilemez bir sistemde haftalık alınan yedeğin hiç bir anlamı olmaz. Ya da dosyaların aynı diskte bulunan bir klasörde yedeklenmesi de kısa vadede çözüm gibi görünse de uzun vadede aynı riskleri barındırmaya devam eder. Dolayısıyla ihtiyaçlara ve risklere göre bir yedekleme stratejisi belirlenmelidir.

Program kodları için ise hem yedekleme hem de sürüm yönetimi için Subversion vb. bir konfigürasyon yönetim aracı yararlı olabilir. Bir ekip çalışması değil tek bir kişinin geliştirdiği bir proje bile olsa bu tür bir araç ile her aşamanın otomatik bir yedeği de alınmış olur. Kod deposu (repository) başka bir sistemde saklanacağı için kayıp riski de belli ölçüde azaltılmış olur.

Yedekleme genelde önemsenmeyen, ihmal edilen, zaman ve bütçe ayrılmayan, önemi ise maalesef felaket yaşandıktan sonra anlaşılan bir operasyon. Yazılım geliştiriciler olarak kendi kodlarımızın, dokümanlarımızın ve verilerimizin yedeklenmesini önemsediğimiz gibi müşterilerimizi de yedeklemenin önemi hakkında bilgilendirmeli, onlara uygun bir yedekleme stratejisi oluşturmaları konusunda yardımcı olmalıyız. Yedek hayat kurtarır!

Written by vtunali

Ocak 21st, 2010 at 11:47 am

Uç Programlama (Extreme Programming XP) Nedir?

leave a comment

Uç Programlama (XP), yazılım geliştirme süreci boyunca son derece kaliteli olmak koşuluylaçalıştırılabilir kod üretmeye odaklanmış bir yazılım geliştirme metodolojisidir. Yazılım geliştirme sürecinin en temel, en önemli ve final çıktısı ya da ürünü çalıştırılabilir kod olduğundan, XP metodolojisi sürecin en başından itibaren çalıştırılabilir kodu sürecin merkezinde tutmaktadır. İşte bu yüzden bu metodolojinin adı XP’dir.

Uç Programlama kısa adımlardan oluşan tekrarlı bir süreçtir. Her bir tekrar süresi birkaç gün ila birkaç haftadan daha uzun değildir. İlk adımın sonucunda geliştirilmekte olan sistemin minimum seviyede çalıştırılabilir bir örneği üretilmiş olmalıdır. Bu ilk adımdan sonraki her bir tekrar adımında bir önceki adıma göre daha fazla özelliğe sahip ve aynı zamanda iyileştirilmiş bir sürüm ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. Bu şekilde sık tekrarlar ile sistemin bütünü
tamamanmış olacaktır.

Uç Programlama, her bir adımda genişletilebilirlik ve sürdürülebilirlik özellikleri bakımından yüksek kalitede kod üretimine önem vermektedir. Her bir adımın temel hedefi geliştirmek ve refactor etmektir. Geliştirmek, yeni işlevler ve özellikler eklemek demektir. Refactor etmek ise çalışan kodun işleyişine zarar vermeden kodun kalitesinin arttırılması amacıyla yeniden yapılandırılması demektir. Refactor etmek, Uç Programlamanın ısrarla üzerinde durduğu bir işlemdir.

Uç Programlama’nın özünde aşağıdaki uygulamalar yer alır:

  • Planlama: Her tekrar adımına basit bir planla başlanır ve gerekli oldukça bu planda değişikliğe ve iyileştirmeye gidilir.
  • Sık ve küçük sürümler: Her tekrar adımında çalışan bir sürüm temel hedeftir. Tekrarlamaların süresi de birkaç haftadan daha uzun olmamalıdır.
  • Basit tasarım: Tasarım mümkün olduğunca basit tutulmalı, gerektiğinde refactor edilmelidir.
  • Önce test: Kod yazılmadan önce yazılacak kodun testinin yazılmasıdır.
  • Refactor etme: Kod tekrarlarından uzak durmak, sade ve temiz kod elde etmek için sürekli olarak refactor edilmelidir.
  • Çift programcı: Kodun hep çiftler halinde yani eşli olarak yazılmasıdır.
  • Sürekli bütünleştirme (Continuos Integration): Her kodlama görevi tamamlanır tamamlanmaz ana sistemle bütünleştirilmelidir.
  • Haftada 40 saat çalışma: Geliştirme ekiplerinin verimli çalışabilmesi için aşırı çalışma saatlerinden kaçınılmalıdır.
  • Müşteri ile yakın iletişim: Müşterinin tam zamanlı olarak geliştirme ekibiyle yakın temas halinde bulunması ve sürece her an dahil olabilmesi gerekir.
  • Kodlama standartları: İsimlendirme, kaynak kod düzenleme ve dokümantasyon için yaygın standartların tüm ekip tarafından benimsenmesi gereklidir.

Written by vtunali

Kasım 18th, 2009 at 12:31 am

Programlama [Dili] Nasıl Öğrenilir?

99 comments

Programlama öğrenmeye yeni başlıyorsanız iki temel zorlukla karşılaşırsınız. Birincisi bilgisayara istediğiniz işlemleri yaptırmak için kullanılan programlama mantığını anlamak, diğeri ise programlamaya başlangıç için seçtiğiniz ya da seçmek zorunda kaldığınız dilin özelliklerini öğrenmek.

Programlama bilgisine sahip olup da başka bir dil ya da geliştirme ortamını öğrenmek istiyorsanız yeni dilin problem çözümüne getirdiği farklı yaklaşımları öğrenmek zorundasınız. Yeni bir programlama dili sadece yeni bir sözdizim (=syntax) kullanmak değil bazen programlamaya tümüyle bambaşka bir bakış açısıyla bakmak demektir. Örneğin, C++ biliyorsanız Java’ya adapte olmak kolay olabilirken Lisp gibi bir sistemi öğrenmek çok farklı bir deneyim olacaktır.

İster programlamaya yeni başlayın, ister başka bir dili/ortamı öğrenmek isteyin, öğrendiğiniz programlama diliyle kaydadeğer programlar geliştirecek duruma gelebilmek için biraz ter dökmek zorundasınız. İşte bu ter döktürecek, saç baş yolduracak, son derece zahmetli ama sonuçlarını aldıkça da keyif verici süreçte başarılı olmanız için yapmak zorunda olduğunuz, olmazsa olmaz şeylerden birkaçı:

1. Denemezseniz öğrenemezsiniz

İster kursa gidin, ister özel ders alın, ister bir kitaptan kendi kendinize öğrenmeye çalışın, hiç farketmez! Gördüklerinizi ekranın başına geçip kendiniz kodlamazsanız, derleyip çalıştırmazsanız, sonucu kendi gözlerinizle görmezseniz bu işi unutun. Program geliştirme aracını kullandıkça el alışkanlığınız artar, neyi nerede bulacağınızı bilir hale gelirsiniz. Kodladıkça dilin sözdizimine ve mantığına alışırsınız.
Kendi kendinize denemeler yapın. Çeşitli kaynaklardaki örnekleri yazın, değiştirip değiştirip deneyin. Koddaki farkın sonuca nasıl etki ettiğini anlamaya çalışın. Denemezseniz öğrenemezsiniz. Saatlerinizi, gecelerinizi bu işe feda etmezseniz birşeyler bilirsiniz ama vasatın ötesine geçemezsiniz.

2. Başkalarının kodlarını inceleyin

Sizden daha iyi program yazan kişilerin programlarını incelediğinizde belki de hiç aklınıza gelmeyecek güzel kodlama stilleri, zekice ifadeler, elegan kodlar bulabilirsiniz. Bu nedenle bulabildiğiniz tüm kaynaklardaki kodları hiç olmazsa şöyle bir inceleyin.

3. Kitaplardaki örnekleri unutun ve gerçekten işe yarar, ciddi programlar yazmayı deneyin

Basit örnekleri, basit işler yapan programları anlamak, yazmak kolaydır. Hata yapma ihtimali çok düşüktür. Hata olsa bile bulup düzeltmek çok kolaydır. Kendinize gerçekçi bir proje bulun ve onu geliştirmeye başlayın. İşe yarar birşeyler yapan bütün programlarda işe yarar hatalar olması normaldir. Bu hataları arayıp bulmak bazen saatler süren bir kovalamacayı gerektirebilir. Önemli değil. Önemli olan bu hatalardan birşeyler öğrenmektir. Hatalarınızı düzelttikçe programlamayı ya da yeni öğrendiğiniz dili daha iyi anlarsınız, öğrenirsiniz. Evet, 20-30 satırlık programcıklardan daha fazlasını yapmayı deneyin.

4. Programlamayla birlikte işletim sistemi ve bilgisayarın çalışma prensiplerini de öğrenmeye çalışın

Bu sayede yazdığınız programların aslında sistemin nerelerine ne kadar dokunduğunu bilirsiniz. Daha az sorunlu, daha verimli, daha yüksek performanslı programlar yazabilmek için sisteme bir bütün olarak bakabilmek çok yararlıdır.

5. Teach Yourself …… in 7 Days gibi saçmalıkları bir kenara bırakın

Yedi günde olsa olsa bir dilin neye benzediğini öğrenebilirsiniz. Gerçekçi olun. Programcılık ya da programlama dili öğrenmek, ustalaşmak yıllar sürer. 10 yıl sonra bile gördüğünüzde sizi şaşırtan, size bir şey öğreten şeyler olacaktır. Programcılık zahmetli ve emek isteyen bir iştir. 7 günde öğrenilecek kadar kolay olsaydı herkes programcı olurdu.

Özetle, iyi bir programlama bilgisi edinmek, bir programlama dilini hakkıyla öğrenmek oldukça zahmetli, yorucu, zaman alıcı bir süreçtir. Bu süreçte sabırlı ve ısrarcı olmak gerekir. Bir iki günde kurumsal uygulamalar yazabilecek seviyeye gelmeyi düşünüyorsanız en başından bu düşüncenizi gözden geçirmenizde yarar var. Emek olmadan ekmek olmaz. Yoksa “no pain no gain” mi demeli :)

Written by vtunali

Mayıs 14th, 2009 at 9:51 am

Math You Can’t Use: Patents, Copyright, and Software

leave a comment

Math You Can't Useİlginç bir kitap buldum. İlginçliği şurada: kitapta deniliyor ki yasalar matematiğin ve matematiksel olguların telif hakkına tabi tutulamayacağını söylerken, “matematiğin çocuğu” olan bilgisayar bilimlerindeki yazılımların telif hakkına tabi olduğunu kabul ediyor.

Buradan yola çıkılarak yazılımlara uygulanan telif hakkı kavramının yazılımın algoritmasına mı uygulanması gerektiği yoksa yazılımın metin halindeki koduna mı uygulanması gerektiği, telif hakkının hangi durumlarda ihlal edildiği hangi durumlarda edilmediği gibi konular derinlemesine tartışılıyor.

Kitabın girişinde ise ilginç bir örnek veriliyor:

function onExit(){
popup = window.open("pop.html", "Don't go!");
popup.focus();}

Genelde reklam gösterimi amacıyla tarayıcı penceresi kapatılırken başka bir tarayıcı penceresi açılmasını sağlayan yukarıdaki 3 satırlık JavaScript kodunun 14.05.2002 tarihli ilgili patent ile koruma altına alındığı ve bu kodun izinsiz kullanımının yasa ihlali olduğunu biliyor muydunuz? Hatta bu patentin JavaScript dışında bu işi yapabilecek bütün dillerdeki (bugün henüz icat edilmemiş diller de dahil olmak üzere) kodlarını da kapsadığını biliyor muydunuz? Bu patent 2018′de sona erecek ve bu 3 satırın bütün kombinasyonları artık Public Domain (kamu malı) olacak.

Kitabın Adı: Math You Can’t Use: Patents, Copyright, and Software
Yazarı: Ben Klemens
ISBN: 9780815749424

Written by vtunali

Mart 16th, 2009 at 11:34 pm